EGE NET TV

Aşkın ömrü 2,5 yıl ve gerçeğini sanal alemde bulmak zor

Aşkın ömrü 2,5 yıl ve gerçeğini sanal alemde bulmak zor
Okundu
14 Şubat 2019 - 6:38

Akademisyenler, “Aşk Kalpte miBeyinde mi?” sorusuna cevap verdi    

EgeÜniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kurumsal İletişim Müdürlüğünün düzenlediğiaylık kültür, sanat ve sağlık temalı aktivitelerin Şubat ayı etkinliği “AşkKalpte mi Beyinde mi? başlıklı söyleşi oldu. 
Haberspikeri Melt
Haberspikeri Meltem Acarem Acar ve katılımcıların sorularını yanıtlayan Kalp ve DamarCerrahı Prof. Dr. Özalp Karabay ve Beyin ve Sinir Cerrahı Prof. Dr. KemalYücesoy aşkın beyin ve kalp üzerindeki etkilerini katılımcılarla paylaştı.  
SöyleşideDokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim DalıÖğretim Üyesi Prof. Dr. Karabay, aşk’ın ömrünün 2,5 yıl olduğunu söyledi.  Aşık olunan kişinin görüldüğü andahormonlarda meydana gelen değişimden bahseden Prof. Dr. Karabay, ‘‘Öncelikle okişiyi gördüğünüzde, vücuttan heyecanı yaratan dopamin, adrenalin gibi hormonlarsalgılandığı için kişi ister istemez heyecan, heyecanla birlikte takıntı,takıntıyla birlikte mutluluk hallerini de yaşıyor. Takıntı derken o kişiyeulaşmak, o kişiyle olmak, kalbi yerinden çıkacakmış gibi hissetmek, hormonlarınreseptörlerinin etkileşmesi… Aşk ne kadar karşılıklı olursa, bunlarınyoğunluğu da o kadar fazla oluyor. Bir de aşk başlangıçta daha güzel. Aşkı uzunömürlü devam ettirmenin, aynı düzeyde tutmanın şansı yok. Çünkü zaman geçtikçehormon değerleri aynı düzeyde kalmıyor. Bu nedenle aşkın vücut ve hormonlarüzerindeki etkisi 2,5 yıl  sürüyor.Buradaki duygular yerini sevgi, güven gibi daha farklı duygularabırakıyor.  Yani başlangıçta güzel olanaşkın yerini onu destekleyen başka davranış modelleri alıyor. Aşk, başlangıçtahormonal ve duygusal ama daha sonra sevgiye dönüşebiliyor’’ diye konuştu. 
‘‘ Aşk geçici bir delilik hali”
Aşkıngeçici bir delilik hali, akıl tutulması olduğunu ifade eden DEÜ Tıp FakültesiBeyin ve Sinir Cerrahisi ABD Öğretim üyesi Prof. Dr. Kemal Yücesoy ise ‘‘Aşkgörsel bir şeyle başlıyor ama görsel bir beğeni insan beyninde sadece saniyeninbeşte biri kadar. Bir anda bir fotoğraf çekiliyor. Bu fotoğraf çekildiktensonar, aşka düşme ya da bir anda kalp çarpıntısının olması da 1 buçuk saniyesürüyor. Bundan sonra bütün iş beyinde dönüyor. Beyinde 12 merkez birdençalışıyor. Küçücük bir görüntünün arkasında hummalı bir faaliyet başlıyor.Geçici bir delilik dedim. O hummalı faaliyet gösteren merkezlerin birçoğuaslında obsesif – kompulsif hastalarda da çalışıyor. Takıntı hastalığı…Dolayısıyla burada bir takıntı başlıyor. Akıl tutulması dedik, psikiyatrik birproblem, bir delilik hali ortaya çıkıyor. Çünkü çalışan bu sistemler geneldesubkortikal merkezlerdir. Yani beynin asıl fonksiyon yapan merkezleri değil dealtta çalışan merkezler ve yukarının komutası altında çalışan merkezler. Buhummalı çalışma sırasında yukardaki komuta devre dışı bırakılıyor. Yani akıl vemantık tamamen devre dışı kalıyor. Akıl tamamen tutuluyor, her şeyin mantığıkayboluyor, ondan sonra da yaşanan hormonal değişikliklerle birlikte tümvücutta değişiklikler meydana geliyor. Bu işi yaparken, 12 merkez birdençalışıyor ve çok hummalı bir faaliyetin sonunda da aşk denen mutluluk,sarhoşluk ortaya çıkıyor. Bunun ortaya çıkmasında çok özel bir şey var. Birçokhormon salgılanıyor bunlardan biri de Dopamin. Dopamin kişiyiheyecanlandırıyor. Bu heyecanlandırmanın arkasında takıntı ve karşıdakine sahipolma, yani o aşka ulaşma çabası bulunuyor. Eğer aşka ulaşılırsa, duygularınızkarşılığını bulur da sevdiğiniz insanla beraber olursanız, bu size mutlulukveriyor. Ve dolayısıyla mutluluk verdiği zaman dopamin yine artıyor. Dopaminarttıkça tekrar heyecan artıyor, heyecan arttıkça sahip olmanın mutluluğuartıyor. Böylece sürekli dönen, dünyanın belki de en mutlu kısır döngüsünegiriyoruz. Bir tarafta heyecan, ardından sahip olmanın getirdiği mutluluk,kendini ödüllendirme, onun arkasından tekrar mutluluk… Böyle kısır bir döngüyegiriyoruz ve her şey mutlu bir şekilde gidiyor’’ dedi. 
‘‘ Sanal alemde gerçek aşkı bulmakzor’’
Sanalalemde gerçek aşkı bulmanın çok zor olduğunu belirten Prof. Dr. Yücesoy,‘‘Sanal alemde  tanışarak aşık olmanınçok düşük bir olasılık olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, görsel geldi, görüntüyüaldık. Görüntüyü almak hiçbir zaman aşık olmak değil, sadece hoşlanma ya daaşkın gelip kapıyı çalması. Burada bu kapıyı çaldıktan sonra limbik sistem diyebir sistemimiz devreye giriyor. 12 merkezden bahsettik ya, bu merkezlerdendördünün beşinin olduğu bir merkez. Limbik sistemin üç görevinden biriduygularımız. Heyecanlar, korkular, kalp çarpıntıları… Ve limbik sisteminbizim 5 duyumuzdan sadece kokuyla ilgisi var, diğer duyularımızla etkilenmiyor.Dolayısıyla görmek, dokunmak hiçbir şeyi halletmiyor, mutlaka o kokuyu almakgerekiyor. Burada koku derken bir parfüm kokusu değil. Burada ter bezlerindensalgılanan ve feromon denilen kokusuz kokular var. Bunlar sadece beyniuyarıyorlar ve bu gelen uyarılar eğer limbik yapınıza, kişisel yapınıza ruhhalinize uygunsa bir anlam kazanıyor. Sanal dünyada limbik sistemuyarılmayacağından burada gerçek aşkı bulmanın zor olacağını söyleyebiliriz’’dedi. 
Kurumsalİletişim Koordinatörleri Prof. Dr. Zeynep Özsaran, Prof. Dr. Aslı İkiz ve  Prof. Dr. Semra Karaman’ın  yanı sıra akademisyen ve öğrencilerin yoğunilgi gösterdiği etkinlik  sonundakonuşmacılara plaketlerini; EÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. SibelGöksel ile Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ali Veral verdi.  
 































Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.